Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları PDF Oku indir, e-kitap sitemizde Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları kitabını araştırdık. Ayrıca Nazan Bekiroğlu tarafından kaleme alınan Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları kitap özetinin yanı sıra, Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları pdf oku, Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları yandex, Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları e-kitap pdf, Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları PDF Drive, Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları Epub gibi indirme linklerini de bulacaksınızdır.
Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları Oku
Kaç süredir y Denizin hışırtısı sabaha kadar durmadı. Ve o, sabaha kadar, hiç durmaksızın yazdı. Ay’la güneş hâlâ aynı yerde, biri doğmak biri batmak üzere, aynı yerde ama yalnızca kendi âlemlerinde asılı kalmışlardı. Sadece kamış kalem cızırdıyor, yalnızca santurlar vuruyor, yalnızca gözlerinden yaşlar sızıyordu onun. Her harf, geçmiş senelerda kalmış hattatlığının tecrübesiyle, içinde tuttuğu nefesin salıverilme ânında surete giriyor, onun ışığında gördüğü kendisini de adeta levhalara hat çeker gibi özenle şekilliyordu. Bir ara gülümsedi. Kim bilir, dedi, belki seneler, çok uzun seneler sonra bir başka yazıcı, hem ay hem güneş ışığına boğulmuş bir başka odada, şu an benim içimden geçenleri yazmaya kalkışır. Sabaha kadar hiç durmadı. Ve ömründe ilk kez, kendini bildiğinden bu yana ilk kez, akşamı da, yatsıyı da, sabahı da duymadı. Duymadığı için de namazlarını kılmadı. Evvelâ, gelirken kapı önünde gördüğü filbahri çiçeğini anlattı. Sonra, her sene baharın ilk gülünü nasıl beklediğini, o gülü ilk gördüğünde çok büyük bir şeyler olmasını nasıl umduğunu. Sonra, sonra hanımelleriyle gönlünün nasıl kanatlandığını. Sarayın has bahçesindeki nazlı, mağrur ve cimri, tek soğana tek lâle, lâle tarhlarını. Şakayık güllerini, karanfilleri.
Bütün bunlar içinde bir has bahçeye dönüştü. Ömrünün ve baharın ve İstanbul’un has bahçesi bir defter doldurdu. Arkadan onu insan kılan acılarını anlattı. Kendi çektiklerini ve başkalarının çektiklerini. Teker teker. Ölüm fermanı yazarken harflere nefes tutulmuyordu. Kendisinden, bir ölüm fermanı yazmasını istedikleri gün saraydaki hattatlığından nasıl ayrıldığını. Çocuğunu mahalle mektebine getirip götüren kalfanın ani ölümüyle o vakitler neden o kadar çok sarsılmış olduğunu araştırdı. Varlıklarında bunca yok iken, yokluklarında bunca var olan tanıdıklarını hatırladı teker teker. Böyle bir yığın acıyı bulup çıkardı ömründen. Bir defter de bunlarla doldu. Sonra düşlerini anlatmaya koyuldu, masallarını. İnsan olmaya çalışan bir peri kızı tanımıştı. Onu yazdı. Peri kızına, insanlık zordur, demişlerdi de o inat ederek, denemek isterim, demişti.
İnsanlığın gereklerini yerine getiremezsem, o zaman süslü kanatlarıma, ışıklı dünyama dönerim yeniden. Peri kızı ilk gece, bir bedeni var olmuş olmanın sızılarını duymuş, ısınmak için odun toplamış, lâkin onları yavrusu hasta bir kadınla paylaşmıştı. Ertesi akşam, açlıktan ayakta duramayan bir yaşlıa, çalılıklardan topladığı aluç tanelerinin tamamını vermişti. Son gün, durmadan ve bağırarak tartışan bir karıkocanın penceresi önünde durmuştu. Karıkoca çok gençtiler ve gerçeğin ne olduğunu tartışıyorlardı. Kadın, gerçek gönüldedir ve gözle görülmez, diyordu. Erkek ise, gerçek gözle görülür ve bedenleri doyurmaya yarar, diyordu. Az ötede Türkmen işi bir halının üzerinde halen sekiz aylık bir bebek ağlıyordu. Hem acıkmıştı hem de seslerden korkmuştu. Onlara dönerek, gerçek bu değil mi, diye seslenmişti peri kızı. Ve insan olmaya hak elde etmişti. Yazdıkça yazıyordu hattatrasıt. Sağ bileğinde ince bir sızı duydu. Hokkada mürekkep azalmıştı. Son deftere aşkını yazdı, bütün aşklarını.
Sonra bütün sevinçlerini, kederlerini, erdemlerini, erdemsizliklerini. Yazdıklarını son bir kez gözden geçirdi. Oraya, minderin üzerine kıvrıldı, uyuyakaldı. Birazdan odanın kapısı aralandı. Yüzü çizgileriyle güzel bir kadın, karısı, yün bir battaniyeyi kocasının üzerine usulca serdi. Her ikisinin de yüzünde mutlu bir gülümseme vardı. Padişahımız efendimize bir dilekçe yazmalıyım, diye düşündü hattatrasıt uyanır uyanmaz. Divanı Hümayun’un toplanacağı gündü, Bâbı Hümayun’un önüne gitti. Kapıcılar başlarında kocaman sorguçlarıyla bekliyorlardı. Büyük bir kalabalık vardı. Birden kalabalık iki yana açıldı. Padişah kır bir atın üzerinde göründü. Dilekçelerini vermek isteyenler yanına koştular. Bunların bir kısmı başlarının üzerinde yanan bir meşale tutarak, eğer adaleti yerine getirmezse kıyamette bu meşale gibi yanacağını ima etmek istiyorlardı. Hattatrasıt, hiç zorluk çekmeden nedense, padişaha yanaştı.
Bu, onu ikinci görüşüydü. Gözlerinin, sararmış bir yüzdeki siyah gözlerinin ta içine bakarak, bu defterlerde hiç kimsenin daha evvel görmediği ve bilmediği şeyler var, dedi ve uzaklaştı. Padişah, o gece, Sarayı Âmire’nin, duvarları mavi çinilerle döşeli loş odalarından birinde, billûr kandillerden dökülen sarı bir ışığın altında sabaha kadar defterleri okudu. Haremin bir başka odasında, kadife tenli bir sıcak iklim güzeli, ipek döşekler üzerinde padişahı boş yere bekledi durdu. Ertesi sabah padişah emir buyurdu, hattatrasıdı saraya getirdiler. Huzura aldılar. Padişah, sıcak, sımsıcak nazarlarla hattatrasıdın gözlerinin ta içine baktı, yeşim taşlı bir yüzüğün parladığı sağ elini uzatarak yanına gelmesini işaret etti. Defterleri bir defa da ona okuttu. Hattatrasıdın sesi sıcak, sımsıcak, seller, ırmaklar, yağmurlar gibi, ağzından dökülüyor, tek zerresi kaybolmadan, padişahın gözlerinden gönlüne akıyordu. Sonunda padişah tebessümlü bakışlarla ondan ne istediğini sordu. Hattatrasıt, bütün halkınıza okumak isterdim, dedi. Padişah, bunu, dedi, gerçekten istiyor musun. Yazdıklarını, bütün bu defterleri diğer insanlarla paylaşmayı? Onlarla paylaşmayı, böylece var ve çok olmayı mı ümit ediyorsun? Evet, diye yanıtladı hattatrasıt. Padişah, seni ben anladım, yetmez mi, diye yavaşça karşılık verdi. Bir ben gibi anlayan daha çıkmaz sanırım.
Hattatrasıt inatla ve gururla yanıtladı. Hayır, sesi çok netti, bunlar onlar için yazıldı, bir kişi yetmez. Ben olsam bile mi, dedi padişah. Padişahın gözlerinin, her gün bir parça alınan zehrin etkisiyle artık iyice sararmış bir çehrede canlı ve sıcak kalmış gözlerinin içine bakarak, sen olsan bile yetmez padişahım, diye yanıtladı hattatrasıt. Padişah, elini tekrar kaldırarak, onun sağ omzunu okşadı ve peki, diye fısıldadı, peki. Sarayı Âmire ile Ayasofya ve Sultanahmet’in arası tıklım tıklım doluydu. Kadınlar, çocuklar, genç ve yakışıklı delikanlılar, servi harmanlığını siyah ve ipek çarşafların bile örtemediği genç kızlar, kocamanlar, veliler, pirler, yeniçeriler, dervişler, medrese öğrencileri, ulemanın ve üdebanın ak sakallıları, eli sazlı halk ozanları, hepsi hepsi oradaydılar. Hattâ Haremin gün yüzü görmemiş cariyeleri bile bir küme halinde gelmişlerdi. Işıklı ve hoş kokulu bir bahar günüydü, mayısın onyedisi. Hattatrasıt, padişahtan geri aldığı defterleri koltuğunun altında, daha evvel Bâbı Hümayun’un önüne yerleştirilmiş yüksek bir kaidenin üzerine çıktı. Gelirken, Sûrı sultaninin yakın pencerelerinden birinin arkasında, loşlukta, siyah bir sakalın çerçevelediği sarı, sapsarı bir çehrenin, sıcak siyah gözlerin kendisini dostane izlediğini fark etmişti.
Nazan Bekiroğlu – Nun Masalları Tıklayın
İçerik Hakkında Kısa Değerlendirme
Bu eser, çocukların ilgisini fazla dağıtmadan kısa okuma oturumlarında tamamlanabilecek yapısıyla pratik bir kullanım sunar.
“Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir”, görsel ağırlıklı sayfa düzeni ve sade cümleleriyle çocukların dikkatini toplama konusunda etkili bir kaynak olarak öne çıkar. Böylece eserin pratikte kullanılabilirliği artmaktadır.
Çocukların “Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir” içindeki tekrar eden yapıları ve basit anlatımı kolaylıkla benimsediği, bazı ifadeleri kısa sürede taklit etmeye başladığı gözlemlenebilir. Bu nedenle farklı okur profilleri için de uyumlu bir zemin sunar.
Benzer Kitaplara Genel Bakış
“Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir” kitabını faydalı bulan aileler, aynı yayıncının benzer yaş grubuna hitap eden diğer içeriklerini de değerlendirebilirler. Bu tür karşılaştırmalar, okuma deneyimini zenginleştirmeye yardımcı olur.
| Satıcı | Kitap Adı | Bağlantı |
|---|---|---|
| Trendyol | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| Kitapyurdu | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| D&R | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| Idefix | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| BKM Kitap | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| Hepsiburada | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| Nadir Kitap | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| N11 | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
| Amazon Türkiye | Nazan bekiroğlu – nun masalları – PDF İndir | Satın Al |
Çocuk kitapları kategorisi, erken yaşta okuma alışkanlığı kazandırmak ve hayal gücünü geliştirmek için hazırlanan eserleri içerir.
Bu kısa değerlendirme, sayfanın kategorisine göre otomatik olarak oluşturulmuştur.