PDF

Orhan Gökdemir – Din ve Devrim PDF Oku indir

Orhan Gökdemir – Din ve Devrim PDF Oku indir, e-kitap sitemizde Orhan Gökdemir – Din ve Devrim kitabını araştırdık. Ayrıca Orhan Gökdemir tarafından kaleme alınan Orhan Gökdemir – Din ve Devrim kitap özetinin yanı sıra, Orhan Gökdemir – Din ve Devrim pdf oku, Orhan Gökdemir – Din ve Devrim yandex, Orhan Gökdemir – Din ve Devrim e-kitap pdf, Orhan Gökdemir – Din ve Devrim PDF Drive, Orhan Gökdemir – Din ve Devrim Epub gibi indirme linklerini de bulacaksınızdır.

Orhan Gökdemir – Din ve Devrim PDF indir Oku

Inǚ san, varoluşundan bu yana doğayla olan ilişkisine bir açıklama getirmeye çalışıyor. Bu kendisine bir anlam verme sorunuyla alakalıdir; öne atıldığını görüyor, bu yeteneğinin onu özel kıldığını düşünüyor. Doğanın, kendisi için varedildiğini düşünmek, insanın en temel kuruntusudur. Doğadan ayrı bir varlık değildir insan, doğanın doğal bir uzantısıdır. Bu özel ürünü sebebiyle doğanın sevindiğini, veya yerindiğini gösterecek yeterli veri yoktur elimizde. Doğa insan sözkonusu olduğunda da doğal mecrasındadır. Buna karşın din, felsefe ve bilim bu apaçık ilişkiye yeni bir açıklama aramaktadır. Dine göre doğa, tanrı tarafından insan için yaratılmıştır; insan, tanrının kendine bahşettiği bu nimetleri kullanma hakkına sahiptir. Tanrıyı hoş tuttuğu sürece bu ilişki sorunsuzca sürecektir. Felsefeye göre doğa ile insan içindeki ilişki dolaysız bir ilişkidir. Inǚ san gücü yettiğince doğayı kullanır, dönüştürür. Gücünü ve kabiliyetlerini arttırdıkça doğa karşısında bir özne haline gelir, muktedir olur, Bilim ise bizatihi bu iktidarın doğrulanmasıdır. Bütün bu düşünüş şekillerinin kaynağı ise insanın doğa karşısında mücadelesidir. Doğanın yüklediği zorunluluklardan henüz kurtulamamıştır insan. Birileri yaşam döngüsünün cangılından diğerlerinin sırtında geçmekte olduğu için kuruntulara kapılmaktadır yalnızca.

Dinin, felsefenin ve hatta bilimin tarihinde, ormanı diğerlerinin sırtında geçenlerin kuruntularının izleri sezilmektedir hala. Bunun için, bu ϐikirler ve inançlar en fazla ezilenlerin nezdinde rağbet görmüş olmalarına karşın ezenlerin hükmü sürmektedir. Ne din, ne felsefe, ne de bilim bu temel “çelişki”mize merhem olamamıştır. Acı çekenlerin çoğaldığı bir çağdan geçiyoruz henüz ve din, kim bilir kaçınçı kez, acıları dindirme iddiasıyla yeniden toplanmaya çağırıyor ezilenleri. Oysa yeniden toplanmaya çağrılan o ezilenler, eski dini çağrılardan kalan adları taşımaktalar. Eflatun’un dediği gibi; gerek kendileri, gerek çocukları, bir çok nesiller boyunca, yaşamak için gerekli olan şeylerden mahrum kaldıklarından, bütün işleri güçleri, bütün konuşmaları da yalnız bu ihtiyaçlardan ibaret. Kendilerinden önce, geçmiş zamanlarda olup bitenlere ilgi duymuyorlar. Toplanıyorlarsa eğer, başka bir yol bilmediklerinden. Haliyle dinlerin de onlara söyleyecekleri pek az şey kalıyor geriye. Gökyüzü altında söylenen her şey büyük bir hızla mahrumiyetin diline çevriliyor, yoksullaştırılıyor. Çok kolay bir nedenle; kimse karnını inançla yahut dinle doyuramıyor. Ezilenlerin lanetidir bu; devrimini yapamamış hiçbir inanç ve hiçbir düşünce bu lanetten kaçıp kurtulamamıştır henüz. Sakat kalmışlardır ve topallayarak girmişlerdir tarihin sahnesine. Binlerce yıl önce o toplanma çağrısına şöyle yanıt veriyor bir Mısırlı: İzi bile kalmadı mezar tapınakları kuranların. Bakın, nasıl yitip gitti o tapınaklar da.

Duvarları çoktan yıkık, İzleri yok artık Hiç var olmamışlar gibi. Dönüp gelmiyor ki gidenler, Başlarına ne geldiğini anlatsınlar… Mutlu oldular mı, olmadılar mı? Anlatmıyorlar ki yüreğimize su serpilsin Bizler de boylayıncaya kadar Onların gidip sırra kadem bastığı yeri. Gidenler dönmediği ve bize insan cennetinden bir haber getirmediği için, devrim yapamayan dinler, dini devrimlerle sarsılıyor. Ezilenler toplanıyor, bir medet bekliyor tanrılardan. Sonra döngü geri dönüyor. Dinde birden fazla devrim ortaya çıkmasına karşın, devrimini yapamamış bir tarihle karşılaşıyoruz böylece. Büyük bir hızla kendisinin üstüne çöken bir tarihtir bu. Atonizm belki tek istisnasıdır; devrimini kitlelere dayanmadan ve ona rağmen yapmaya çalışıyor; yeniliyor. Bunun yanında binseneler sürecek bir hesaplaşmanın başlama vuruşunu da yapmış oluyor. Burada, tek tanrılı dinler tarihini bu hesaplaşma çerçevesinde yeniden kurmaya çalıştım. Bir hesaplaşma olduğuna göre “devletsiz” olmazdı; din ile devletin içiçeliği anlamındadır bu. Atonizm dahil, bütün tek tanrılı dinler şu yahut bu biçimde gücünü ve otoritesini devletten almışlardır. “Devlet ile din olabilmişlerdir” demek istiyorum. Devlet ile din olabildikleri için, ezilenler için devlet neyse din de odur. Her ikisi de ironik bir biçimde onlar için mevcuttur; dinin ve devletin varlık nedeni onlardır.

Her ikisinin toplanma çağrısına uyduklarında sırtlarındaki yükü atacaklarını ummakta fakat bu süreç yüklerinin çoğalmasıylasonuçlanmaktadır. “Kalk Osiris, kalk artık. Seni diriltmeye geldim. Kalbin çarpıyor hala, uzak çağlardaki kalbin.” Her şeye karşın, bu tarihi ezilenlerin diline çevirme şansımız mevcuttur. Bu çalışmayı, o yolda atılmış ilk ve fakat “acemi” çalışmalardan biri sayın.

Orhan Gökdemir – Din ve Devrim PDF indir Tıklayın

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu